Ana içeriğe atla

Kayıtlar

14 Aylık Bebekle New York City Tatili :)

Herkesin en merak ettiğini baştan yazayım; çook güzel geçti, hiç korktuğum gibi olmadı özellikle uçak yolculuğum neredeyse bu kadar gittiğim tatillerin içinde en kolay geçeni oldu diyebilirim.
O halde baştan başlayayım :)

Uçak;
10 saat bir bebekle uçmak hele de daha önce hiç uçağa binmemiş bir bebekle uçmak epeyi riskliydi. Business uçaçak olmak beni biraz rahatlatıyordu elbette ama yine de 10 saat Arasla uçmak kolay iş değildi :) Bu yüzden önceden bir uçak kiti hazırladık kendimize. Aras'ın en sevdiği oyuncaklar, kitaplar, boya kalemleri, oyun hamurları… aklımıza ne geldiyse aldık yanımıza :) Bunlardan kaçını mı kullandık? Belki %20sini… Çünkü gerek kalmadı. Uçakta yürüdük, oynadık, uyuduk derken vakit çabucak geçti.
Uçak için önemli bir detay; uçakta yiyecek. Çağrı merkezini arayıp özellikle bebek için özel yiyecek istememe ve sonra tekrar arayıp kontrol etmeme rağmen, uçarken öğrendik ki bebek için özel mama yüklenmemiş uçağa. Neyse ki ben uçak için yeteri kadar mama almıştım yanım…
En son yayınlar

Çocuklar hasta olmasın

Ne zormuş çocuğunun hasta olması, kaç zamandır ne yapacağımızı, elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı şaşırdık. 
Aras, İnfluenza B oldu. Yani soğuk algınlığını düşünebilirdim, grip filan tamam ama sen o kadar gözünden sakın, kapalı alışveriş merkezlerine sokma, kalabalıklara sokma, aman parklar böyle, aman şurası böyle diye yer mekan seç, gitsin gelsin çocuğun böyle bir virüs kapsın, olacak şey mi :)
İşte ne derler "sakınan göze çöp batar". Galiba gerçekten de öyleymiş.  Doktoruna göre her yerden kapılabilirmiş, sokakta gezerken biri hapşırsa kapılabilirmiş, akacak kan damarda durmaz misali yani olacağı varsa oluyor, çok kasmamak gerek herhalde…
Neyse ki hemen fark ettik daha doğrusu ben fark ettim, ilk belirti ateşti. Çok yüksek ateşle gittik hastaneye, test yapıldı ve bingo! Demek ki neymiş? Hastaneye gitmeliymiş. Hele söz konusu "çocuk" ise, bu gibi durumlarda gecikmeden hastaneye başvurmalıymış.
Yüksek ateş, öksürük, burun tıkanıklığı… Bütün bunlarla mücadele ettik u…

Tariften Tabaga

Yıllarca çalışan kadının hayatını kolaylaştıran güzellikleri kovaladım ama şimdi görüyorumki annelerin hayatını kolaylaştırmak da en az çalışan kadınınki kadar önemliymiş :)

İnstagramda, çok yeni rastladım bu hesaba; Tariften Tabağa.

Bu hesapta birçok farklı bloggerın, yemek işiyle uğraşan kişilerin tarifleri var. Dereotlu anne poğaçasından tutun da, çikolatalı kurabiyeye kadar her şey var :)
İstediğiniz tarifi seçiyorsunuz, bütün malzemeler evinize kadar geliyor ve size sadece pişirmesi kalıyor :)
Ölçüyü tutturma derdi yok, gram hesabı derdi yok, paketin birazını kullanıp kalanının ziyan olma derdi yok.  Her şey düşünülmüş.

Ben de tabii hemen siparişimi verdim. Ben 40Grams 'ın bir tarifini, pestolu kabaklı muffin tarifini uyguladım. Kutuyu açışım ve muffinleri fırına verişim tam tamına 35 dakika sürdü. Üstelik de Aras peşimdeyken, eteğimi çekiştirirken 😂
O kadar kolay yani. Bence siz de deneyin en azından hesaba bir göz atın. Bence büyük kolaylık.







PS: Bu arada eklemek istediğim bir det…

Bebekle, Kanyon'da 6 saat

Arasla tek başıma dışarı çıkmaya cesaret edebilmem uzun zaman aldı.
Mümkün oduğunca tek başıma çıkmamaya gayret ettim çünkü Aras çok yaramaz bir bebek 😏 Pusetimde oturayım, aman etrafımı seyredeyim, dur şu oyuncağımı dişliyim gibi düşünceleri hiç olmuyor, onun tek derdi pusetinden aşağı atlamak :) Ara ara kucakta taşımak zorunda da kalıyoruz ve tek başınayken haliyle hem Aras, hem puset idare etmesi çok zor oluyor. 

Dün Kanyon'da 6 saat geçirdik, geçirmek zorunda kaldık çünkü biz dışarıdayken elektrikler kesildi :) Aras, puseti, çantaları, termosu hep birlikte 5 katı merdivenle çıkamayacağımız için de Kanyonda vakit geçirmeye devam ettik. 
Kanyonun delisi sanılmış olabilirim çünkü Kanyon sizin de bildiğiniz üzere çok büyük bir alışveriş merkezi değil, topu topu 4 kat. Hatta en üst kat yemek katı, onu da saymazsak 3 kat. Bu katlarda kaç kere yürüdüm bilmiyorum :) Çünkü yine tahmin edeceğiniz gibi Aras bir cafede oturunca "aman şöyle uslu durayım da anneciğim de rahat bir kahve i…

Annelik Deliliği :)

Geçen sene bu zamanlar, Araslı hayatımız bir şekilde başlamıştı aslında ama Aras hala o zamanlar benimle birlikte yaşadığı için, bebekli hayatın ne demek olduğunu hiç bilmiyor hatta hayal bile edemiyorduk :) Çocuklu, bebekli arkadaşlarımızı anladığımızı düşünüyorduk gerçekten de anladığımızı sanıyorduk ama aslında hiç anlamıyormuşuz, ne kadar bilmiyormuşuz :) 

Bambaşka birşeymiş. Herşeyi uçlarda yaşadığınız bir dönemmiş bir kere. Sevgiyi, aşkı, yorgunluğu, uykusuzluğu, açlığı, endişeyi, huzuru uçlarda yaşadık biz. Belki hala yaşıyoruz diyeceğim ama hadi itiraf edeyim, çoğul konuşmayayım, ben yaşıyorum. Hala uçlarda yaşıyorum. Yorgunluğun dibine vuruyorum, bacaklarımdan kanın çekildiğini hissediyorum ama öğlen uykusuna uyuturken o minicik elleriyle elimi bir tutuyor, işte o an sanki bulutların üzerinde uçuyorum,kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyorum.

Şimdi bunu okuyanlardan bazılarınız "aman canım abartıyor" diyecek veya "buldumcuk olmuş bu" diyecek, "norma…

Budapeşte

Bu post klasik gezi postu olmayacak yani Budapeşte tatiliyle ilgili noktalar,sevdiğim,sevmediğim konular olacak dediğim gibi klasik bir "şunu mutlaka yapın, burayı görün" postu olmayacak…
Gelilim kendimize özgü postumuza :)

Ben, Aras'tan ancak 2 gece - 3 gün ayrı kalabildiğim için artık tatil rotalarımızı yakın yerlerden seçmeye özen gösteriyoruz. Bu rotalardan biri geçen haftalarda tatil için seçtiğimiz Budapeşte idi. 

THY ile 2 saat süren bir yolculuk sonrasında Budapeşte'ye ulaştık.
Hotel Zenit Budapest Palace 'ta kaldık. Otelimiz ünlü alışveriş sokağı olan Vaci Utka'nın arkasında yani çok merkezi bir konumda. Biz otelden ve sabah sunduğu açık büfe kahvaltıdan çok çok memnun kaldık. Kesinlikle tavsiye ederim.

Budapeşte, tarihi dokusu fazla olan bir şehir. Her adımda hissediliyor. 
Biz, 2 günümüz olduğu için hop on hop off otobüslerinden bilet aldık. Birkaç otobüs şirketi varmış ancak biz camında zürafa olan şirketten aldık biletimizi. 24 saatlik bir biletti bizi…

Alexandroupoli - Aya Yorgi Tavernası

Aya Yorgi'den daha önce bahsetmiştim; gündüz denize girebileceğiniz, akşam da yemek yiyebileceğiniz bir mekan olduğunu daha önceki bir yazımda anlatmıştım. 
Hakkını vermek gerekir ki Aya Yorgi'nin manzarası muhteşem. 



Bu manzarada yemek yemenin nasıl keyifli olacağını tahmin edebiliyorsunuz değil mi? Benim tavsiyem hava kararmadan gidip, güneşi orada batırmanız. Böylece bu muhteşem manzarayı yakalayabilirsiniz. 

Gelelim yemeklerine; Aya Yorgi'nin yemek çeşitleri de en az Nisiotiko kadar çok ama biz Nisiotiko'nun yemeklerini bir çıt daha fazla beğendik. Yani Aya Yorgi kötü mü? Hayır hiç değil hatta biri sorsa mutlaka gidin derim ama dediğim gibi sadece birini tercih edecekseniz Nisiotiko daha lezzetli gibi geldi bize.

Burada yine kalamar tava, mide tava, Mastelo Izgara mutlaka denemeniz gereken lezzetlerden birkaçı. Buradaki Peynirli Yunan Salatasında kullanılan peynir biraz daha farklı, daha yumuşak olduğundan bir süre sonra krema gibi salatayı kaplıyor. Kötü değil ama alı…