Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tariften Tabaga

Yıllarca çalışan kadının hayatını kolaylaştıran güzellikleri kovaladım ama şimdi görüyorumki annelerin hayatını kolaylaştırmak da en az çalışan kadınınki kadar önemliymiş :)

İnstagramda, çok yeni rastladım bu hesaba; Tariften Tabağa.

Bu hesapta birçok farklı bloggerın, yemek işiyle uğraşan kişilerin tarifleri var. Dereotlu anne poğaçasından tutun da, çikolatalı kurabiyeye kadar her şey var :)
İstediğiniz tarifi seçiyorsunuz, bütün malzemeler evinize kadar geliyor ve size sadece pişirmesi kalıyor :)
Ölçüyü tutturma derdi yok, gram hesabı derdi yok, paketin birazını kullanıp kalanının ziyan olma derdi yok.  Her şey düşünülmüş.

Ben de tabii hemen siparişimi verdim. Ben 40Grams 'ın bir tarifini, pestolu kabaklı muffin tarifini uyguladım. Kutuyu açışım ve muffinleri fırına verişim tam tamına 35 dakika sürdü. Üstelik de Aras peşimdeyken, eteğimi çekiştirirken 😂
O kadar kolay yani. Bence siz de deneyin en azından hesaba bir göz atın. Bence büyük kolaylık.







PS: Bu arada eklemek istediğim bir det…
En son yayınlar

Bebekle, Kanyon'da 6 saat

Arasla tek başıma dışarı çıkmaya cesaret edebilmem uzun zaman aldı.
Mümkün oduğunca tek başıma çıkmamaya gayret ettim çünkü Aras çok yaramaz bir bebek 😏 Pusetimde oturayım, aman etrafımı seyredeyim, dur şu oyuncağımı dişliyim gibi düşünceleri hiç olmuyor, onun tek derdi pusetinden aşağı atlamak :) Ara ara kucakta taşımak zorunda da kalıyoruz ve tek başınayken haliyle hem Aras, hem puset idare etmesi çok zor oluyor. 

Dün Kanyon'da 6 saat geçirdik, geçirmek zorunda kaldık çünkü biz dışarıdayken elektrikler kesildi :) Aras, puseti, çantaları, termosu hep birlikte 5 katı merdivenle çıkamayacağımız için de Kanyonda vakit geçirmeye devam ettik. 
Kanyonun delisi sanılmış olabilirim çünkü Kanyon sizin de bildiğiniz üzere çok büyük bir alışveriş merkezi değil, topu topu 4 kat. Hatta en üst kat yemek katı, onu da saymazsak 3 kat. Bu katlarda kaç kere yürüdüm bilmiyorum :) Çünkü yine tahmin edeceğiniz gibi Aras bir cafede oturunca "aman şöyle uslu durayım da anneciğim de rahat bir kahve i…

Annelik Deliliği :)

Geçen sene bu zamanlar, Araslı hayatımız bir şekilde başlamıştı aslında ama Aras hala o zamanlar benimle birlikte yaşadığı için, bebekli hayatın ne demek olduğunu hiç bilmiyor hatta hayal bile edemiyorduk :) Çocuklu, bebekli arkadaşlarımızı anladığımızı düşünüyorduk gerçekten de anladığımızı sanıyorduk ama aslında hiç anlamıyormuşuz, ne kadar bilmiyormuşuz :) 

Bambaşka birşeymiş. Herşeyi uçlarda yaşadığınız bir dönemmiş bir kere. Sevgiyi, aşkı, yorgunluğu, uykusuzluğu, açlığı, endişeyi, huzuru uçlarda yaşadık biz. Belki hala yaşıyoruz diyeceğim ama hadi itiraf edeyim, çoğul konuşmayayım, ben yaşıyorum. Hala uçlarda yaşıyorum. Yorgunluğun dibine vuruyorum, bacaklarımdan kanın çekildiğini hissediyorum ama öğlen uykusuna uyuturken o minicik elleriyle elimi bir tutuyor, işte o an sanki bulutların üzerinde uçuyorum,kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyorum.

Şimdi bunu okuyanlardan bazılarınız "aman canım abartıyor" diyecek veya "buldumcuk olmuş bu" diyecek, "norma…

Budapeşte

Bu post klasik gezi postu olmayacak yani Budapeşte tatiliyle ilgili noktalar,sevdiğim,sevmediğim konular olacak dediğim gibi klasik bir "şunu mutlaka yapın, burayı görün" postu olmayacak…
Gelilim kendimize özgü postumuza :)

Ben, Aras'tan ancak 2 gece - 3 gün ayrı kalabildiğim için artık tatil rotalarımızı yakın yerlerden seçmeye özen gösteriyoruz. Bu rotalardan biri geçen haftalarda tatil için seçtiğimiz Budapeşte idi. 

THY ile 2 saat süren bir yolculuk sonrasında Budapeşte'ye ulaştık.
Hotel Zenit Budapest Palace 'ta kaldık. Otelimiz ünlü alışveriş sokağı olan Vaci Utka'nın arkasında yani çok merkezi bir konumda. Biz otelden ve sabah sunduğu açık büfe kahvaltıdan çok çok memnun kaldık. Kesinlikle tavsiye ederim.

Budapeşte, tarihi dokusu fazla olan bir şehir. Her adımda hissediliyor. 
Biz, 2 günümüz olduğu için hop on hop off otobüslerinden bilet aldık. Birkaç otobüs şirketi varmış ancak biz camında zürafa olan şirketten aldık biletimizi. 24 saatlik bir biletti bizi…

Alexandroupoli - Aya Yorgi Tavernası

Aya Yorgi'den daha önce bahsetmiştim; gündüz denize girebileceğiniz, akşam da yemek yiyebileceğiniz bir mekan olduğunu daha önceki bir yazımda anlatmıştım. 
Hakkını vermek gerekir ki Aya Yorgi'nin manzarası muhteşem. 



Bu manzarada yemek yemenin nasıl keyifli olacağını tahmin edebiliyorsunuz değil mi? Benim tavsiyem hava kararmadan gidip, güneşi orada batırmanız. Böylece bu muhteşem manzarayı yakalayabilirsiniz. 

Gelelim yemeklerine; Aya Yorgi'nin yemek çeşitleri de en az Nisiotiko kadar çok ama biz Nisiotiko'nun yemeklerini bir çıt daha fazla beğendik. Yani Aya Yorgi kötü mü? Hayır hiç değil hatta biri sorsa mutlaka gidin derim ama dediğim gibi sadece birini tercih edecekseniz Nisiotiko daha lezzetli gibi geldi bize.

Burada yine kalamar tava, mide tava, Mastelo Izgara mutlaka denemeniz gereken lezzetlerden birkaçı. Buradaki Peynirli Yunan Salatasında kullanılan peynir biraz daha farklı, daha yumuşak olduğundan bir süre sonra krema gibi salatayı kaplıyor. Kötü değil ama alı…

Oo Onu Unutun, O Yeni Anne...

Aslında kafamda 2 konu vardı bu gece yazmak için ama birazdan aşağıda okuyacaklarınız ağır bastı ve Budapeşte tatilimizi yazmayı daha sonraki postlara bıraktım…

Gelelim bugünkü mevzuya hatta bir an önce gelelim çünkü bugünkü mevzu derin. Bugünkü mevzu arkadaşlarınızın gözündeki doğumdan önceki siz ve doğumdan sonraki siz. Şu ara kimse sizi aramıyorsa dönün bi bakın bakalım; anne olmuş olabilir misiniz? :) 

Hamile kalmadan önce plan yapalım mı diye aranan, davet edilen en azından "Selin gelebilir" diye düşünülen bir kişiydim. Zorlu bir hamilelik sürecindeyken, kimseyle plan yapmayıp, işten ayrılp evde yatmaya başlamışken, arayanlar gittikçe azalıyor haliyle. Zaten o durumdayken de, insanın canı dışarı çıkmak istemiyor, istese bile çıkamıyor, dolayısıyla o noktada bir sorun yok. 

Ama ya doğum sonrası? Doğum sonrasında yavaş yavaş eski halinize dönmeye başladıktan sonra, artık bebeğinizi güvendiğiniz birine emanet edip, en azından 2 saatlik bir yemeğe çıkıp sosyalleşmek istediğini…

Öncesi ve Sonrası

Çocuk sahibi olmadan önce düşündüklerimle, bir çocuk annesi olarak düşündüklerime bakıyorum ve şaşırıyorum. Bir düşünceden diğer düşünceye giden yolun uzunluğuna şaşırıyorum, duyguların böylesine değişebileceğine, bir insanın çocuğu uğruna yapabileceklerine ve dahası bir insanın başka bir insanı bu kadar sevebilme potansiyeline şaşırıyorum :)

Anne değilken, anne olanları anlarım sanırdım, gerçekten de anladığımı düşünürdüm halbuki anladıklarım bütün kumsalda bir kum tanesi kadarmış.
Sevgi, tutku, aşk… Bütün bu duyguları alın çarpın kaçla isterseniz, ve işte o çıkan sonuç kadardır hissettiğiniz. 
İşte o, anneleri anladığımı sandığım dönemlerden biriydi sanırım bakıcı tutmaya karar verdiğimiz zaman. Eve bir bakıcı gelecekti, Aras'a O bakacaktı, ben işe dönecektim, eski hayatımız kusursuz devam edecekti :) Ama işte evdeki hesap çarşıya uymadı, bütün düşünceler tersine hoop diye değişti, ben işimden ayrıldım ve şu anda o kameraların altında "Biri Bizi Gözetliyor" misali Aras…